30 sonuçtan 1-10 arası gösteriliyor

Books

Muhteşem Gatsby F. Scott Fitzgerald

Muhteşem Gatsby

F. Scott Fitzgerald, Muhteşem Gatsby adlı romanında bize Birinci Dünya Savaşı sonrası Amerika’nın yeryüzünden ve gökyüzünden görüntülerini anlatıyor. Fakat bu öyle alışılagel¬miş Amerika’yı öven bir anlatı değil. Romanda karakterlerin yaşadığı Doğu Egg (East Egg) ve Batı Egg (West Egg)’de aileden kalma zenginliklere sahip olanlarla, başka yollardan zengin olanların yaşamları iğneli bir dille ve eleştirel bir gözlem gücüyle okuyucuya anlatılmaktadır. Bu iki semtte yaşayanlar çok yakın olmalarına karşın dünyanın öteki yüzlerinde yaşıyorlarmış kadar birbiri¬ne uzaktadırlar. Fakat her iki kesimin ortak olarak gördüğü rüya “Büyük Amerikan rüyası”dır. İşte Fitzgerald bu romanın baş kahramanı sonradan görme zengin Bay Gatsby’nin ironik serzenişleriyle gerçekte o büyük sömürü rüyasının içinin tamamen boş olduğunu vurgulamaktadır.
Amerikan modern edebiyatının en önemli başyapıtlarından biri olarak kabul edilen Muhteşem Gatsby, “kayıp kuşak” diye adlandırılan yazarlar kuşağının ve kendi deyimiyle “Jazz Çağı”nın ilk akla gelen ismi olan F.Scott Fitzgerald’ın da en tanınmış, hemen hemen tüm dünya dillerine çevrilmiş yapıtıdır. Filmi de çok ödüllü olan Muhteşem Gastsby’nin ilk basımı doksan beş yıl önce gerçekleşmişti. Bu yıl Amerika’da kamu malı olarak ilan edilen ve orijinal baskısından Başak Tanyeri’nin titizlikle çevirdiği bu muhteşem yapıtı siz okuyucularımızla buluşturmaktan Elfene Dünya Yayıncılık olarak çok mutluyuz.
***
“Birini eleştirecek olduğunda,” demişti, “dünyadaki herkesin senin sahip olduğun üstünlüklere sahip olmadığını hatırla.”

***
“Bir insana dostluğumuzu o yaşarken göstermeyi öğrenmeliyiz, öldükten sonra değil.”

Quick View
 25,00
Sepete Ekle
Matos Kişinin Hayatından Seçilmiş Üç Mayıs Günü - İkinci Gün

Matos Kişinin Hayatından Seçilmiş Üç Mayıs Günü – İkinci Gün

Matos Ağaoğlu’nun yaşamı başlı başına bir paradokstur. Onun yaşamının gizlerine girdikçe yeni gizlerini keşfede¬ceksiniz. Daha önce Matos Kişi’nin yaşamındaki Üç Mayıs Günü’nün birinci gününü konu alan romanı okumuş ama Matos Ağaoğlu’nun yaşamındaki girdap içinde girdap yaratan, bizi düşüncelerimizle ve düşündüklerimizle çelişkiye düşü¬ren o paradoksal yaşamının sırlarına erememiştik. Matos Kişinin Yaşamından Üç Mayıs Günü’nün ikinci gününü konu edinen bu ikinci roman da Matos Kişi’nin sırlarıyla dolu. Bilmenizi isteriz ki, Matos Kişi’nin sırlarına ermeden, dünyanın sırlarına hep yabancı kalacaksınız.
Yazar Aynullah Akça romanın sonunda “Matos olayı da birkaç gün haber bültenlerinde ilk sırayı işgal ettikten sonra giderek gündemin alt sıralarına düştü. Ancak hiçbir zaman güncelliğini kaybetmedi.” Diyerek bu sırlı gizlerle dolu yaşam hakkında bir ipucu verse de kitabı okumadan o sırlara varmanın olanağı yok bizce. Çünkü yine yazarın dediğine göre, “…ta ki Büyük Tufan’dan sonra bütün merkezi hükümetlerin, kara kutusu durumundaki gizli servislerin arşivleri birer birer açılıncaya kadar.” Beklememiz gerek.
“…Molla Emmi, İranlı din âlimleri gelecek Mehdi’nin adıyla sanıyla Matos Ağaoğlu olduğunu mu söylediler?”
Molla kısa bir tereddütten sonra;
“Hayır, onların tarifinden Mehdi’nin bizim Matos olabileceğini ben çıkardım. Senin de fikrini aldıktan sonra Tebriz’deki Baş Müctehide Matos’un adını bildi¬reyim dedim.”

Quick View
 25,00
Sepete Ekle
Adımlar, Sayarım Merdivenleri

Adımlar, Sayarım Merdivenleri

Küçük yaşlarda şiire sevdalanan Osman Adıgüzel, önce şairlere saygılı olmayı, sonrada sözcüklerin dilini okumayı öğrenmiş. Sevdasının ve öğrendiklerinin karışımıyla yazıp

Quick View
 15,00
Sepete Ekle
Osmanlılar IV - Konstantiniyye’nin Zincirleri, Murat Tuncel, Elfene Dünya Yayıncılık

Konstantiniyye’nin Zincirleri – Osmanlılar IV

Yıldırım Bayezid’in ölümünden sonra başlayan fetret dönemi, Timur’un Anadolu’yu terketmesiyle daha da kanlı bir hal alır. Kılıçların kardeş kanıyla yunulduğu o günlerde beylik postuna oturan Süleyman Çelebi, İsa Çelebi ve Musa Çelebi’yi birer birer saf dışı eden Mehmed Çelebi tam beylik postuna oturacağı sırada yıllarca esarette kalan Mustafa Çelebi çıka gelir. Bir yanda nabedid Mustafa ile kavgaya tutuşmak zorunda kalan Mehmed Çelebi, öte yanda da Bizans İmparatoru II.Manuel Palaiologos ve Karamanoğlu’nun türlü hilebazlıklarıyla mücadele etmek zorunda kalır. Konstantiniyye’nin Zincirleri işte bu uzun yolculuğu, İkinci Murad dönemini ve Fatih Sultan Mehmed’in tarih sahnesine çıkışını konu edinmiştir..
Osmanlılar üst başlıklı romanlarıyla tarihi roman anlayışımızda gerçekçi bir çığır açan Murat Tuncel’in duru ve yalın anlatımıyla kaleme aldığı Konstantiniyye’nin Zincirleri sizin de tarihe bakışınızı zenginleştirecektir.
***
“Emine Hatun oğlunun yüzünde kısa bir an bakışlarını gezindirdikten sonra: “Oğul kederlerimizden vazgeçemezsek yaşarken de ölü sayılırız. Bilesin ki, herkes de kendi ölümüne kadar varolur. Geçmişte yaşananları da, olanları da kabullenmek, kaderi ve kederi yenmenin bir başka yoludur. Bugünü yaşayabildiğimiz kadar yaşamak, zamanı gelince de kendi ölümümüzün yasını tutmamız gerek.” Dedi.
***
“Katlanılan zahmet sonucunda hedefe ulaşmak ya da ne elde edeceğini bilmek koşuluyla her zahmet istirahattan daha makbüldür. Ancak başarısızlığa uğradığı zaman her zahmet aynı şekilde üzücü ve can yakıcıdır.” Demokritos.
****
Sultan İkinci Mehmed elçilere işittirecekmiş gibi tiz bir sesle: “Konstantiniyye’nin zincirleri kırılmaz mı sanıyorsunuz!” Diye ünledi.

Quick View
 40,00
Sepete Ekle
Bellek Yaralısı, Donya Mirzaei

Bellek Yaralısı

Dünyanın neresinde yaşarsak yaşayalım, hangi toplumun bireyi olursak olalım, yaşadıklarımızın hiçbiri birbirine benzemese de insani duygularımız ve olaylar karşısında vereceğimiz tepkiler aynıdır. İranlı şair Donya Mirzaei de kendi duyarlılığıyla, duygularını dile getirdiği şiirlerinin dizelerine adeta hepimizin ve tüm insanlığın duygularını sığdırmış.
Onun şiir düzeninde; serbest biçemli şiirler, beyitler, maniler, türküler, haukiler âdeta yan yana ve el ele. Şiirler biçim olarak zengin görünümlü oldukları kadar, içeriksel olarak da çok renkliler. Siz de Mirzaei’nin şiirlerini okuduğunuzda bu kadar az sözle, bu kadar çok şey anlatma becerisine şaşıracaksınız.
I
Ben
Aşk ezanıyım!
Yanlış dahi olsa
Oku
Beni!
II
Yarım
Yarım koydu tavafımı
Aşkın gezici Kâbe’si!

Quick View
 15,00
Sepete Ekle
Gecenin Sonuna Doğru

Gecenin Sonuna Doğru

Tertemiz elbiseli çocukları yanaklarından öperek okula gönderen anneler vardır şimdi, sıcak ekmek kokusu, buharı tüten çaydanlık, karda açan çiçekler vardır. Filizlenen tohumlar, yarışa hazırlanan taylar, yemlenen civcivler vardır. İçinde açık hava sineması olan eski filmlerde kaytan bıyıklı şık erkeklerin kapısını açtığı fötr şapkalı güzel kadınlar vardır. Dean’ın bir yerlerde çalan şarkıları vardır muhakkak. Dün, bugün ve belki yarın da vardır. Cumbalı evlerin penceresinden gökyüzünü izleyen düşünceli saksılar, tulum peyniri, üzüm rakısı, uçan balonlar vardır.
Üstü açık gezi otobüsleri, yunuslarla yarışan yakışıklı vapurlar, raylarında dinlenen kederli trenler vardır. Aramızda olanlar ve olmayanlar vardır. Lostra salonları, simitçi tezgâhları, seyyar balıkçılar, macuncular vardır. Her şeyi unutarak veya hiçbir şeyi unutmadan yeniden başlamak da vardır.

Quick View
Devamını oku
Bozkırda Göveren Fidan Ruşen Hoca

Bozkırda Göveren Fidan Ruşen Hoca

Bozkırda Göveren Fidan Ruşen Hoca sözleri ve alıntıları.

Quick View
 15,00
Sepete Ekle
Bir Kase Sütlaç

Bir Kase Sütlaç

Halit Ultav bu kitapta;
kişi, zaman ve mekan analizleriyle
birlikte kendi yaşam öyküsünü
anlatıyor. Yeri geldikçe konuyla
bağlantılı görüş ve düşüncelerini
duygularının sıcaklığıyla sarmalayarak
aktarıyor. Düşündüren,
özgün, barışık anlatımını, görüşlerini
destekleyen alıntılarla pekiştirerek
bir tür yaşam kılavuzu
oluşturmuş

Quick View
 25,00
Sepete Ekle
Mumusun Halit Ultav Elfene Dünya Yayıncılık

Mumusun

“Osmanlıdan önce çok acılar da görmüş çok mutluluklara da ev sahipliği yapmış; Farisiler buralara Romalıların İtaki’ye dediği gibi “güzel atların ülkesi” dermiş ama bazı çokbilenlere göre bu söylem bir galat-ı meşhurmuş.”

“Kapadokya denen bu yurt her zaman bağrında sakladığı insanlarla birlikte yazmıştr kendi tarihini”

Anadolu insanı göç sözlüğünün her türlü anlamını bilir.
Kimine göre sadece ayrılık, kimine göre bir bilinmeyene yolculuk, kimine göre ise gidip gelmemektir. Hangi anlamda olursa olsun mübadele kadar acı veremez. Çünkü her türlü göçte bir dönüş umudu vardır ama mübadeleyle gidenler geri dönemezler. Yazara göre, Mumusun da geri dönülemeyen bu göçün bir başka adıdır. Bir zamanlar şenlikli bir köy olan Mumusun’da yaşananları konu edinen bu romanı okurken siz de şimdi adı bile haritadan silinen Mumusun’da yaşananlar tanık olacak, İncik Yusuf’un anılar denizine dalacak, Kâmil ile Bağdat’tan İstanbul’a yolculuk edecek, Mehmet’le saray bahçelerinde gül yetiştireceksiniz.

Quick View
 30,00
Sepete Ekle
Osmanlılar III - Kılıç ve Kırbaç Murat Tuncel Elfene Dünya Yayıncılık

Kılıç ve Kırbaç – Osmanlılar III

Herkesin efendisi olan zamanın rüzgârı çok sert esiyordu. Batıda fırtınadan atıyla zaferden zafere koşan halifenin sultanlık payesi verdiği Tanrı’nın kılıcı Yıldırım Bayezid, doğuda Delhi’den Saray’a, Herat’tan Sivas’a kadar tüm kaleleri yerle bir ederek kasırgadan atıyla gelen Tanrı’nın kırbacı Sahipkıran Emir Timur vardı. Bu iki güçlü liderin eninde sonunda karşılaşmaları kaçınılmazdı. O gün gelip Çubuk-abad’da karşılaştıklarında gökyüzü yeryüzüne kapandı. Murat Tuncel, Osmanlılar üst başlıklı seri romanlarının üçüncüsü olan bu romanında bizi işte o ikinci Nuh tufanı günleri ve tarihin başka uçurumlarında gezindiriyor.

***

“Emir Timur, mancınıklarla fırlattırmak için yığdırdığı kesik baş kulelerine bakarken iştahı kapanan Bayezid’e öfkeyle baktı. Dudaklarını ısırarak öfkesini yatıştırdı. Karşısındaki tanrının kılıcı olmasaydı başı gövdesinden çoktan ayrılırdı elbette,”Yazıcı Arapşah.

***

Mehmet Çelebi, “Bilirim Yakup Bey. Sizin gibi Anatolia’daki tüm beylerimizin dileği budur. Karamanoğulları da, Çandarlılar da, Germiyanoğlu Yakub Bey de bizimledir. Lakin Trakium’a gitmesine yardımcı olduğumuz Musa Çelebi bize verdiği sözlerinin hepsini ve aklın üstünlüğünü unutmuş görünüyor.”

***

İmparator İkinci Manuel, elindeki Thucydidis’in tarihini yerine koyarken Europides’in Troyalı Kadınlar adlı piyesinin el yazmasını aldı. Açılan sayfadaki birkaç cümleyi okuyunca “Ah” dedi. Oğluna bakarak eski Rumca’yla yazılmış paragrafı, “Bak burada Euripides Troyalı Hekabe’yi konuşturmuş. Hekabe yüreğini kasıp kavuran acısını dile getirmek için,“ Yurtsuzum çocuklarım. Hatta çocuklarımsızım. Bakın atalarımın kalesi ağlıyor. Yalnız ölüm unutur acıyı. Çünkü, gözyaşı yoktur ölümün…” diye açıkladı.

Quick View
 35,00
Sepete Ekle